UZUN YILLARIN ESKİ SEVGİLİSİ, CUMHURİYETİM…

UZUN YILLARIN ESKİ SEVGİLİSİ, CUMHURİYETİM…

SHARE:

Eğer muhteşem hâle gelmek istiyorsanız Ön-Türk Kültürü’nü -zannettiğiniz gibi Ön-Türk ırkını DEĞİL- belgelere dayanarak ve belgelerin resimlerini de v...

Eğer muhteşem hâle gelmek istiyorsanız Ön-Türk Kültürü’nü -zannettiğiniz gibi

Ön-Türk ırkını DEĞİL- belgelere dayanarak ve belgelerin resimlerini de vererek

dizi hâlinde yayınlamağa başlarsınız.

Bu, bilmediğiniz için çok büyük tarihî hâtâlar yaparak ülkenin toprak

bütünlüğünü parçalamak isteyenlere yanaşır görünmenizin ne muazzam bir

yanılgı olduğunu büyük bir kat’iyetle kabul etmelisiniz!

Biz – Doğu Anadolu’daki kayalara ve mağara içlerine kazınmış 27 adet Ön-

Türkçe yazıttan öğreniyoruz; Siz akademisyenlerinize inanmayınız, onlar Batı’nın

bize biçtiği ve Sevr şartlarına göre düzenlenmiş tarihe inanmakta inat

etmektedirler. Hiç birinin vatan sevgisinden şüphe etmem ama, büyük inatla

1071’i ve Sevr’i hareket noktası alan Batı merkezli tarihe ilâhi bir kanun gibi

tapmaktadırlar.

Gelin, Ön-Türk dil, yazı ve sonuçta kültürünü (IRKINI DEĞİL) belgeleriyle, dizi

hâlinde yayınlamaya başlayın. Emin olun, öteki gazeteleri geride bırakırsınız.

Ön-Türk Tarihi ve Kültürü Atatürk’ün aradığı tarih ve kültürdür.

Gazeteniz –maalesef- 1071’den vazgeçerse kurduğu dünya yıkılacağı için Ön-

Türklere inatla karşı gelen Prof. AKURGAL’a firavuna tapar gibi taptığından

sonlarını kendileri getirdiler.

 Akurgal Anadolu’ya 1071’de geldiğimizde israr ederken

 Prof. Afif Erzen “Urartular ve Doğu Anadolu” kitabında Doğu

Anadolu’ya M.Ö. 13 binlerde geldiğimizi açıklıyordu. Fakat bizdeki

Avrupa aşağılık duygusunun yeşerttiği “biz bir hiçiz … biz hiçbir şey

yapamayız” şeklinde ortaya çıkan kendine güvensizlik sonucu bir türlü

Anadolu’ya ilk gelenler olduğumuza, Ön-Türk Kültürüne inanamadık…

Biz bir hiç’tik.”. İşte, Gazeteniz Akurgal’a inandığı, o da Avrupa’nın

üstünlüğünü pompaladığı için Atatürk’ün gazetesi olmaktan çıktı, şimdi

emperyalist iddialarının savunucusu oldu.

Sorunun derinine inmek ve esası iyi görebilmek için Gazetenizi etkisi altına

almış

 Batı Merkezli Türk Tarihi’nden asla taviz vermemiş olan Akurgal’ın

tarihi yanılgısını görelim

Akurgal, Büyük Hititolog’idi. Atatürk tarafından öteki değerli gençlerle

Almanya’ya Arkeoloji öğrenimi için gönderilmişti…Kısa sürede bütün dünyada

Büyük Hititolog olarak tanındı. 1930’lu yıllarda Anadolu’nun ilk ahalisi olarak

Hititler tanınıyordu.

Almanlar ise Almancada bulunan bazı Hititçe sözlüklere dayanarak kökenlerinin

Hititler olduğunu araştırıyorlardı.

İşte tam burada

 Anadolu ve Asya Tarihini araştırmak için Türkçe bilmek , konuştuğumuz

Türkçenin kökenindeki Türkçeyi , ÖN-Türkçeyi bilmiş olmak gereği

âdeta yeri yararak yükselen bir yanardağ gibi bütün haşmetile ortaya

çıkıyordu;

 ÖN-Türkçenin verdiği bilgiler dünya tarihinin yeniden yazılması

gerçeğini gerekli kılıyordu

Evet, Almanca’nın kökeninde Hititçe kelimler mevcuttu.

Ancak!.. O kelimelerin kökeni, Ön-Türkçe sözcüklere dayanıyordu.

OQ-URUQ…Vuran Oq(halkı)…KRİEG, Almanca savaş

Bu türden bir Almanca kelime, bu gerçek, Hititler üzerinde onlarca yıl çalışmış

olan Akurgal’ın dünyasını, inşa edilmiş, edilmekte olan “Almanların kökeninde

Hititler mevcuttur” kavramını silip atıyordu…Dünya tarihi bambaşka idi.

İst. Üni. Profesörlerinden Afif Erzen Doğu Anadolu’da ekibiyle çalışarak Orta

Asya’dan göçlerin M.Ö. 13 binlerde başladığını ortaya koymuş, bunu “Urartular

ve Doğu Anadolu” kitabında yayınlamıştı.

Orta Asya’da mevcut 39 Türkçe’den 5 tanesini bilen Uygur Türkü Kâzım Mirşan

Doğu Anadolu’da bulduğu kayaüstü ve mağara içi yazıtların tarihlerini

öğrenmişti. Kısa sürede onları okuyarak

 Doğu Anadolu’ya Orta Asya’dan gelip

 Dip Kültürü oluşturanların , göçlerle gelen kişilerin

 ileri seviyede düşünce ve bilgi sahibi

 dillerini yazılarıyla ifade eden ilk Türkler, Ön-Türkler olduklarını ortaya

koymuştu

Tarihî sonuç: Yazıyı bulmuş olan Ön-Atalarımız 13 binlerden itibaren Doğu

Anadolu’ya yerleşmiş, buraların tapusunun kendilerine ait olduğunu

yazıtlarıyla ve kaya resimleriyle ispat etmişlerdi.

Hâl böyle iken

 Akurgal’ın gerekli sayıdaki Türkçeyi bilmediği ve bunun sonucu, Doğu

Anadolu’ya M.S.1071’de değil, M.Ö. 13binde geldiğimiz

 yazıtlar ve kaya resimleriyle görselleşmişken

 Cumhuriyet gazetesinin Atatük’ü değersizleştirircesine

 Cumhuriyet’in kültür ve sanayi kazanımlarını unutmuş olarak

 köksüz, dipsiz, belgesiz, bilgisizcesine, cahilcesine emperyalistlerin

bölücü beceresine katılmak

 sahte doğrucu rolü oynamak…

İşte Cumhuriyet gazeteniz… İçinden kemirilmiş

 paralelinde olduğunuz emperyalizm

 Gazeteniz Cumhuriyeti yok ederek

 Cumhuriyetin getirdiği birlik ve beraberliği

 Bölücülüğü okşayan makalelerinizle yıkmaktadır…Yıkılıyorsunuz…

İçinizde biraz geçmiş tarihleri inceleyen ya da emperyalistlere yağ çektiğinizin

farkında olan kimse yok mu?

İyi düşünün… Uçurumun kenarına pedal çevirmektesiniz.

Sevgiler …

Eski müzik eleştirmeniniz,

HalûkTarcan (CNRS)

Not: Babam, Uzun yılların eski sevgilisinin kurucusu Yunus Nâdi’yle

Cumhuriyet’in kurulduğu yıllarda Ankara’da iyi tanışırlarmış…

Yunus Nadi annemin hazırladığı tepsi böreğini çok severmiş…Kendileri biraz

şişman idiler.

Onun için Cumhuriyet’in durumu içimi yakıyor.


COMMENTS

WORDPRESS: 0
DISQUS: 0