Selfie (Özçekim) | Seküler Çağın Egoist Oyuncağı

Selfie (Özçekim) | Seküler Çağın Egoist Oyuncağı

SHARE:

Sekülerizm, -dünyacılık- olarak da Türkçemize çevirebiliriz; ruhani, dini veya ahiret hayatından çok bu dünya nimetlerine odaklanılmasını savunan hare...

Sekülerizm, -dünyacılık- olarak da Türkçemize çevirebiliriz; ruhani, dini veya ahiret hayatından çok bu dünya nimetlerine odaklanılmasını savunan harekettir. Günümüz toplumlarını en iyi tanımlayan ifadeler arasındadır, sekülerlik. Bu sadece laik toplumlara özgü değildir aslında şeriat ile yönetilen toplumlarda da sıkça gözlemlenebilir. Esasında kültürlerin, toplumların yozlaşması halidir.

Selfie günümüzde Türkçe karşılığını -özçekim- olarak bulsa da, kelimeye daha halis bir anlam yüklemesinden dolayı bu yazıda orjinali hali ile kullanacağım. Tabi selfie’yi açıklamaya gerek bile duymuyorum. Yemeklerde, düğünlerde, bayramlarda toplantılarda artık vazgeçilmez hale gelmiş, gizli bir dinin kutsal ritüeli haline gelmiştir. Kısaca tüketim toplumunun bize sinsi bir armağanı.

Seküler kültürün bize dayattığı yegane olgu bireysellik. Herşey “benim” için düşüncesini ağına düşmüş her bireye aşılamak. Bu davranış biçimi tasavvufdaki makamlardan Benlik Makamı’na (Makam-ı Nefs) benzetebiliriz. Her insan doğuştan Benlik Makamında doğar. Yeni doğan tamamen fiziksel tatmine yönelik ihtiyaçlarla doludur. İhtiyaçlarını bildirmek için ağlar, bağırır. Sadece fiziksel ihtiyaçların giderilmesine odaklanılır. Ruhsal ve ahlaki ihtiyaçları gözardı eder. Bu makam en alt seviyede, en değersiz hâldir. Günümüz toplumlarında genel yapı maalesef ki bu yöne doğru hızla kaymaktadır.

Sosyalleşmek; resmini, görüntünü, mekanını paylaşmak değil bilakis yediğini, içtiğini, sevgini ve acını paylaşmaktır. Seküler kültürün en büyük engeli ve eksiği bu. Bir dokunuşla dünyanın öbür ucunu görürsün de -onlarca katlı apartmanlarda- karşı komşunun ziline basmışlığın olmaz. Ben merkezli “selfie” kültürü yani bir diğer anlamı ile seküler kültür bize sadece bireyselliği, sanal ve suni paylaşımları, yapay iletişimleri, “love” lı değil de “like” lı sevmeleri, yozlaşmayı öğretiyor. İnsanlar ne kadar başarılı, kötü şeyleri çabucak öğrenmekte!

Bu aslında fasit bir döngü. Tüketim kültürünün oyuncaklarına alışıp bağımlı hale geldiğinde, seküler kültürün bir bireyi haline gelirsin, seküler kültürün bireyi olduğunda da bu tür oyuncakların esiri olursun. Aslında bir çoğumuz bu dairenin bir yerlerinden kesişiyoruz. Kapitalizmin oyuncağı az da değil hani. Yolun sonu nereye gider bilinmez ama “şüphesiz ki insanlık hüsrandadır”.

“İnsan ne ile yaşar” der Tolstoy. İnsan su ile gıda ile fiziksel ihtiyaçların sağlanması ile yalnızca hayatta kalır, yaşamak farklı birşey. Yaşamak bugünden yarına bir iz bırakabilmektir.


COMMENTS

WORDPRESS: 0
DISQUS: 0