Paris’ten notlar – 1

Paris’ten notlar – 1

SHARE:

Sayın Okurlarıma kavuşmuş olmanın sevinciyle yazılarıma devam ediyorum. Paris ışıklı, renkli, büyük şehirler arasında en başta gelir.19. ve 20. Yy. Pa...

Sayın Okurlarıma kavuşmuş olmanın sevinciyle yazılarıma devam ediyorum.

Paris ışıklı, renkli, büyük şehirler arasında en başta gelir.19. ve 20. Yy. Paris’i,

artık Osmanlı kültürünün, mimarisinin tümüyle yok olmaya yüz tutmuş olduğu

İstanbul’a âdetâ nispet yapmaktadır.

Türk dostu Pierre Loti Boğaziçi’nden hayranlıklarla bahsetmiştir. Onu bir periler

diyarı olarak tasvir etmektedir. Deniz boyunca uzanmış iki katlı büyük tahta

konaklar, altlarında kayıkhaneleri, denize uzanmış balkonları, geride, ağaç ve

çiçek dolu bahçeleri ile bir masal şehri hâilindedir…Evet, büyük yangınlarla

sihirli güzelliğini kaybetmiş bu Boğaziçi’nden son kalan yalılar ise, elektrik

kontağıyla(!) başlayıp artık kurtarılamayacak seviyeye gelmiş olan yangını o

sırada tesadüfen(!?) Avrupa yakasında bulunan ev sahibi tarafından itfaiyeye

haber vermesinin gereği kalmadığından yanar, yıkılır ve yerine ..mâlûm?!… Kısa

sürede para getiren çirkin, alelâde binalar yükselir.

Şehrin içinde ise asla tamir edilmeyen Osmanlı Mimârisi’nin şaheserleri,

balkonlu kafesli binalar yıkılır, yerine bilmem ne kadar katlı gökdelenler

yükselir.

Paris, mevcut tarihi Paris’ini aynen koruduğundan, şehrin içinde bu görgüsüz

çirkinlikler yükselemezler; bizde, sanırım, Tarihi Eserleri Koruma adıyla bir

kuruluş vardır… İstanbul’un çirkinleşmesine nasıl izin verir?..

Evet!.. Her bina tarihi değerde değildir. Fakat bu binalardan oluşan İstanbul

şehir hâlinde Osmanlı kültürünün şahidi ve devamıdırlar.

Mecidiyeköy’de otururum, önünden daima geçtiğim ufak ve hârika bir Osmanlı

mimarisini ve kültürünü temsil eden Şişli Camii vardır; hayranlıkla seyrederim.

Büyük kubbeyi gövdeye, çok zarif yarım kubbeler ahenkli bir şekilde

bağlarlar..İşte bu camiin arkasına dört köşe, yukarılara, kafaların inesice,

gökyüzüne yükselen, ayakkabı kutusu gibi, Osmanlıcasıyla bir çift “mustatil”

oturtmuşlardır… Hiç olmaza, biraz güzellik uğruna bu çok çirkin dört köşeliliği

biraz yontabilselerdi. Our mu hiç?…Her köşe PARA getirir… PARRA!?..Yontmak

da ne demek.. Cami ezilmiş, gözden yok olmuştur..

Hani, bir yazılı imtihan yapsanız, daha Osmanlı tarihini bile bilmeyen bazı

beyler, “mezar taşlarımızı okuyamaz hâle geldik” diye isyan ediorlardı; acaba

mezarlarına her gün gidip beylik “el fatiha” cümlesini okuyorlar mı, yoksa Şişli

camiinin önününden her geçişte bu şaheseri para babalarının nasıl ezdiğini mi

düşününüyorlar?..Osmanlı Kültürü’nü tanıyorlar mı?.

Avrupanın yüksek sosyetesinin, altın yaldızlı Simplon ekspresiyle gelip

görecekleri periler diyarı Boğaziçi ve Osmanlı İstanbul artık yok… Karaca Ahmet

var?… Mezar Taşlarıyla!..

Halûk Tarcan (CNRS)

Not: Osmanlıyı yaşatmak için olacak, THY uçaklarında artık,” Sayın Yolcularımız”

yerine, “hamınefendiler, beyefendiler” denmektedir… Türkçe yerine, Türk

Kültürü yerine , Türkçe cümle yapısına Arap/acem kelimelerinin oturtulduğu

yapay dil Osmanlıca?…. Bu gereksiz ifadeyle Osmanlı propagandası yapıldığı

sanılmaktadır…Yemek çeşitleri arasında bir de “Müslüman yemeği” var…Bu tür

bir yemek ve deyim yoktur, uydurma ve kökensiz olduğu ortadadır. Bunun

yerine, tüm dünya mutfaklarıyla boy ölçüşen Osmanlı Mutfağı vardır…

Osmanlıyı uydurma adlı “müslüman yemeği” değil, “Osmanlı mutfağı” temsil

eder.. Ve dünyaca bilinir…

Önce Osmanlı Kültürünü, derin ve geniş bilgilerle…Mimarisi, minyatürü , yazısı,

süsleme sanatları…Deri, tahta işleme başarıları … Çinileri, vb.. Tanıyın da sonra

bu çocukça, hattâ gülünç ve cılız propagandalarla değersizlendirmeyin…

Mimarisinin tüm Balkan ülkelerini etkisi altına almış olduğunu öğeniniz.

VE DE,

Gökdelenlerle tahrip edip, Uçak “kültürüyle”(!?) yaşatacağınızı sanmayınız…

H.T.


COMMENTS

WORDPRESS: 0
DISQUS: 0