PARİSTE BAŞLAYAN TARTIŞMA

PARİSTE BAŞLAYAN TARTIŞMA

SHARE:

Sayın Doğu Perinçek,   20 yıl kadar önce Paris’te Ön-Türk Kültürü konusunda başlamış ve bir türlü anlaşamamış olduğumuz tartışmalara devam etme g...

Sayın Doğu Perinçek,

 

20 yıl kadar önce Paris’te Ön-Türk Kültürü konusunda başlamış ve bir türlü anlaşamamış olduğumuz tartışmalara devam etme güzelliği içindeyiz.

20 yıl önceki henüz olgunlaşmamış olan bilgilerimle sizi biraz yanıltmış ya da tam bilgi verememiş olabilirim.

Bugüne kadar edindiğim tecrübelere göre, en başta 2 büyük yanılgı ile karşılaşmaktayız:

 

Ön-Türkler dediğimizde bu kavram

  • IRKla , Irkçılıkla karıştırılır aslında IRKLA,IRKÇILIKLA hiç bir ilgisi yoktur.

Ön-Türkleri tanımlayan sözcük, Kültürdür; Ön-Ata, Ön-Türk Kültürüdür.

  • Atalarımızın binlerce ve binlerce yıl Orta Asya denen sonsuz mekânda yaşam yoluyla
  • elde ettikleri
  • biriktirdikleri tecrübelerden
  • zamanı süzerek aşan ve kaybolmayan bilgiler toplamına Kültür dersek, işte atalarımızı
  • bu bilgi yığını temsil eder.

 

Yoksa pek çok kereler sanıldığı gibi Ön-Türkler, kılıç elde dört nala hücuma geçmiş, atlı-savaşçı kalabalığı değildir.

 

İşte bu bilgi birikimi, bu birikimi iyi kullanma niteliği sayesinde Ön-Atalarımız, Ön-Türkler

  • Yazıyı icat etmişler, ilk siyasal kuruluşları oluşturmuşlar, ilk kentleri kurmuşlar
  • Evrensel uygarlıkların temelini atmışlardır.

Sayın Perinçek,

Prof. Dr.Hikmet Uslu’ya cevabınızda şunları söylüyorsunuz:

 

 

“…Sayın Mirşan’ın görüşlerini ben de izliyorum, yararlanıyorum.

Ancak bazı tezleri hayata uymuyor. Örneğin,  Göktürük sözcüğünü ÖkükTürük diye okuyorsunuz. Ama o sözcüğün Gök olduğu kesin. Çünkü O zamanın Soğd kaynakları ve Çin kaynakları Gök karşılığı olarak Asena diye ad vermişler. Asena Doğu İran dillerinde Gök demek. Orhun Yazıtlarında Asena sözcüğü yok, çünkü Türkçesi Gök. Çinliler ise Doğu İranlılardan, Soğdlardan ilk kez duydukları için, Gök’ün anlamını veren Asena lakabı Çin hanedan yazıtlarına girmiş. 

Bu durumda Türük’ün başında Gök olduğu, zamanın kaynaklarıyla doğrulanmış oluyor. O nedenle o yazıyı şimdi Ökük diye okumak, tarihsel verilere uymuyor…”

 

Özetlersek; Mirşan’ın, GÖK kelimesini ÖKÜK diye okuması tarihsel verilere uymuyor demektesiniz.

 

Sayın Perinçek, burada çok büyük bir bilgi eksikliği içindesiniz. Şöyle ki:

  • Ön-Türk yazısı Damga sistemine dayanır
  • Orhun yazısı ise Alfabetik sistemle gerçekleşir

Açıklayalım:

  • Ön-Türkler kayalara, mağara içlerine çok sayıda resim yapmışlardır. Fakat, taşlara, kayalara resim yapmak çok zor olduğundan tekrarlanan şekilleri “sembol” şekillerle ifade etmişlerdir. Örneğin, at resmi yapacakları zaman bunun için seçtikleri 13 sembol şekilden biri de (A) şeklidir. Bu şekli Ön-Türkçe
  • AT diye okur. Anlamları ( at, ad, atılım, girişim, icraat…ruhun tenden dışarı atılması, Tanrıya atılması…Bu sadece bir tek A’nın tamga sistemiyle okunması olmaktadır.

 

URQUN yazısına gelince:

  • “A” şekli bir tek ses verir: A.. ve ona, A HARFİ .Tek başına hiçbir anlamı yoktur, Steril’dir. Ona katılacak başka harflerle hece haline gelir ve anlam kazanır

Gelelim sizin GÖK-ÖKÜK  sorununuza…

  • GÖK diye okunan, arka arkaya iki “KK” harfıdır.
  • Bunu önce KÖK diye okuyup KÖK-Türkler denmiş, sonra GÖK’te kara kılınmıştır

Bilimsel gerçek şudur:

  • K şekli Ön-Türkçede ÖK diye okunan bir damgadır, gök, tanrı demektir
  • Arka arkaya iki “K”, ÖK-ÖK diye okunur. Fakat Orta Asya’da konuşulan hiç bir Türkçede
  • ÖKÖK diye bir kelime yoktur, fakat ÖK-ÜK vardır;
  • ÖK’e, yani Gök’e ait, ÖK diye algılanan anlamını verir. Sonuçta ÖKÜK, Göksel, Osmanlıcasıyla “Rabbânî”…ÖKÜK TÜRÜK, Göksel Türk, Rabbânî Türk demek olmaktadır.

Tekrarlayalım:

  • Ön-Türk yazısı, DAMGA (tamğa) sistemiyle,
  • Urqun yazısı Alfabetik sistemle yazılır.

Not : Ük, batı dillerine İK=İque..historique, tarih diye algılanan diye geçmiştir

 

 

 

Üçüncü bilgi eksikliği; evrensel tarihin yanlış yazılmasına, havada asılı kalmasına neden olmuştur.

Çünkü, Batı’nın geleneksel, simsiyah Türk düşmanlığı bilimsel araştırmalar için Türk diline başvurulmasına engel olmuştur.

 

Her ne kadar bugün Orta Asya’yı

  • Orta Asya’da doğan evrensel kültürü tarihten, yeryüzünden silmek için tarihi, büyük zorlamalarla Afrika’da başlatmak içinde çırpınıyorlarsa da
  • Sovyet araştırmacısı A.Ranov Evrensel Uygarlığın milyon yıl önce Himalâyalar’da QARA-TAU mağarasında başladığını ortaya çıkarmıştır

 

Himalayalâr’da  doğan dil önce

  • Kırgızistan’a, Saymalıtaş’a yayılmış, oradan göçler yoluyla yoluna devam etmiş, yayıldıkça Ön-Türk kökenini kaybetmeden çeşitlemeler vermiş, sonunda
  • 41 çeşit Türkçe oluşmuştur

 

Bunlardan sadece biri, Osmanlıca, yapay bir Türkçedir, kaybolmaya yüz tutmuştur; geriyde Anadolu Türkçesi dışında

  • 39 Türkçe yaşamaya devam etmiştir

 

Bugün evrensel uygarlıkların kökenlerini arayanlar bu 39 Türkçeden 4-5’ini bilmelidirler.

39 Türkçe 39 bilgi, kültür ve tarih hazinesidir. Batılılar bu Türkçelerden bazılarında tercüme  yoluyla araştırmalar yapmaktadırlar.

Örneğin, Türkler konusunda çok büyük çalışmaları olan Almanlar, bilimsel Türk kültür ve tarihi  araştırmalarını da

  • tercüme yoluyla yaptıklarından, onları
  • atlı çobanlar diye nitelemişlerdir
  • Saymalıtaş’ta At’ın ehlileşmesi
  • tekerleğin icadı dünya ekonomisine yön veren hizmetleriyle bilim dışı kalmışlardır
  • Türk kültürünü –eksik ve köksüz bilgileriyle- tarihten ve insanlıktan sildiklerinin farkında olamamışlardır..

 

Qara-Tau kültüründen doğmuş olan

  • Ön-Türkçe -kökeni yıllarca bulunamamış olan-

Hint-Avrupa dili denmiş olan dil gurubunun kökenini de oluşturmaktadır. (CNRS İNFO no.386 septembre 2000)

 

Ön-Türk Kültürü konusunda tüm kültürü- özet bile olsa- vermemize imkân yoktur.

 

Sanırım, Sayın Doğu Perinçek, bu kere size Ön-Türk kültürü konusunda  faydalı bilgiler vermiş bulunuyorum…Her halde Kâzım Mirşan’ı anlamanız şimdi çok daha kolay olacaktır…

Yeni tartışmalar peşinde!..

 

Saygılar, esenlikler dilerim

Halûk Tarcan (CNRS)

 

 

 

 


COMMENTS

WORDPRESS: 0
DISQUS: 0