ÖN-TÜRKLER VE ÖN-FİKİRLER – 1

ÖN-TÜRKLER VE ÖN-FİKİRLER – 1

SHARE:

Emperyalistler, yıkmak ya da sahip olmak istedikleri ülkeleri, ortaçağvâri, askerî kuvvetleri hemen harekete geçirmek yerine, psikolojik savaşla  zayı...

Emperyalistler, yıkmak ya da sahip olmak istedikleri ülkeleri, ortaçağvâri, askerî kuvvetleri hemen harekete geçirmek yerine, psikolojik savaşla  zayıflatırlar.

Bu konuda uzun uzun yazacak değiliz, fakat arzu edenler Sayın Serendip Altındal’ın yayınladığı Prof.Dr.Kerem Doksat’ın” “Refleks kırılması” makalesini okuyabilirler, okumalıdırlar.

Konuyu  bir örnekle açabiliriz:

  • Batı ,Türkleri aşağılamak için Türk halkının çok büyük, hattâ bazen kutsal seviyesinde saydığı değerleri, ara vermeden, aşağılamak, çarpıtmak, küçültmek ,  suç saymak , alay etmek, bu yolla kafalarda tereddüt ve hattâ inkâr yaratmaktadır.
  • “ATTİL”, buna günlük bir örnektir. Önce, Batı’nın bu adı yanlış olarak “Atillâ” diye öğrendiğini bir kenara bırakalım onu, “atlarının geçtiği yerde ot bitmez” sloganıyla tanıtır; tüm dünya bu cümleyi ezberlemiştir. Aslında cahilce düşünülmüş bir cümledir bu
  • Atların geçtiği yerlerde bıraktıkları gübre ile orası münbit bir tarla olur. Kuşlar cıvıldar, gübredeki hazmolmamış buğdayları neş’e içinde gagalarlar
  • Bu konuda Roger Cavattini’nin yazdığı ve Attilâ hakkındaki kitapta, ondaki “Adalet ve San’at duyguları” açıklanarak, Attilâ yüceltilir. Dikkatimizi çeken şudur ki, Türklerin değerlendirilmesine dayanamayan Ermeni yöneticiler bu kitabı hemen tüm dünyada  satın alarak yok etmişlerdir.

Attilâ konusunda çok daha etkili bir psikolojik savaş, şudur:

  • Attilâ, Vatikan’ı yağma etmiş, Papayı önünde diz çöktürmüş imiş… Kuyruklu yalan iftiranın en alçağıdır bu:
  • Macarların doğrudan Atası olan Attilâ konusunda, Budapeşte Üniversitesi Profesörlerinden  Lászlo, “ L’Art des Nomades, ed. Cercle d’Art- Paris 1971” adlı kitabında Vatikan’ı yağma edenin
  • Ostrogot kralı TOTİLA olduğunu ortaya çıkarır

 

İnsan hakları savunucusu Batı, bir ulusun Atası’na iftira etmekten utanmamıştır.

 

Bizler bu durumu, Türkler konusunda yaşıyoruz:

Batı,” Türkler iyi savaşçıdırlar (ağzımıza bir parmak bal), bir toprağı hemen işgâl ederler. Ama uygarlıktan nasiplerini almadıkları için o toprağın kültüründe hemen erirler” der.

İşte bu aşağılama,  bu “cahilleme”, 1774’teki  Küçük Kaynarca’dan, yani yaklaşık, 300 yıldan beri hücrelerimize kadar işlemiştir.

Başta, büyük çoğunlukta akademisyenlerimiz olmak üzere, gene okumuşlarımızın çoğu bu olumsuz propagandanın savunucusudurlar, hatta esiridirler dersek daha doğru olur…

 

Onlara yazıyı Ön-Atalarımız bulmuşlardır dediğimizde, bu  kişiler Ön-Türkleri reddettiklerinden,  atalarımızın bulduğu ve dünyaya Lâtin alfabesi diye yutturulan Ön-Türk Alfabesiyle  yazdıklarının idrâkinde değildirler…

  • Etrüskler Türkmüşler …Yazıyı bile biz icat etmişiz ….Olur mu efendim, daha göçebelikten bile kurtulmuş değiliz… Güldürmeyin Allah aşkına?!…

 

İşte, sizlere bu kısa girişten sonra, milletine güvenlerini kaybetmiş  iki “muazzam” isim:

  • Saygın gazeteci Murat Bardakçı ve saygın Prof. Ahmet Bican Ercilasun

 

Saygın Murat Bardakçıyla başlayalım,

  • Etrüsklerin Türk olmadığı iddiası başta olmak üzere, Uygur Türkü Kâzım Mirşan’ın ortaya çıkardığı Ön-Türk kültürünü yok etmek hırsı ile yanarak yayınlarına daima, Ön-Türkleri incelemeden reddedenleri çıkarmakta, tüm isteklerimize rağmen, Ön-Türk karşıtı kişilerle açık oturumda tartışmak önerimize cevap vermemektedir.

 

Gelelim, saygın Profesör A. Bican Ercilasun’a

Haber Türk’ün 03.05.2014’te  Murat Bardakçı’nın yayınının ancak 20 dakikalık bir bölümünü, değerli araştırmacı Engin Ayça’nın telefonu üzerine dinledim ve Ercilasun’un Türk kültürü konusundaki konuşmasında

  • Batı Merkezli Türk Tarihi çerçevesinde kalmış ve dahası, onu şiddetle savunur olduğunu büyük üzüntüyle izledim, çünkü Batı’nın ideali bu geleneksel davranışlarıyla
  • Türkleri evrensel kültürün dışına itmek
  • tarihimizi ancak onlara dokunmayacak çerçeve içine hapsetmek amacını güder

 

Birleşmiş Milletlerin yeni teşekkül ettiği yıllarda bu kuruluşun Ankara temsilcisi (özür dilerim) adını hatırlamadığım Sefire Hanım efendi ihtirasından yanarak ,

“… Türklere Tarihlerini inkâr etmelerini öğretebilsek…”diye yırtınıyordu…Cumhuriyet gazetesinde okumuştum. …bir öteki tarihçi alenen

“…Türklerin tarihinden korkuyoruz…” diyordu.

Bu itirafçılar bugün ülkemizi parçalamayı kolaylaştırmak için şiddetli bir “Psikolojk” savaşa başlamıştır; Profesör Kerem Doksat’ı okuyunuz!..

Saygın Prof. Ahmet Bican’ın bu yayında Kâzım Mirşan’la tartışmasını çok isterdik.

Pek azını dinlediğim konuşmasında Ön-Türk gerçeğine karşı fikirlerini öğrenmek üzüntüsünü yaşadım; izleyebildiğim  yirmi dakikalık  sürede konuşmalarından bazı karakteristik noktaları aşağıya sıralıyorum:

 

  1. “Türkologlar arasında Ön-Türklere rağbet yok”:

 

Bilimsel bir konunun değerini ifade için kullandığı, her şeyin üstünde-maalesef- akademisyenlerimizin kullandıkları bu deyim

  • Hissî aslında, ticârî bir deyimdir …Soruyoruz
  • Ön-Türk Kültürü bir ticari “meta” mıdır ki, onu tezgaha koyar ve satılması için rağbet görmesini beklersiniz?

Yoksa, bahis konusu bir lokanta mıdır ? Sahibi

  • “rağbet gören yemekler”i daha çok hazırlar ve ön-plâna çıkarır?

 

Uzatmayalım, ticarî alanda , satılabilen her “şey” için mihenk taşı, rağbet kavramıdır.

Değer  araştırmasında “Rağbet” kavramı hiç bir zaman

  • tercih ya da seçim, seçme kavramlarının  yerini tutamaz…Çünkü kavramlar arasında benzerlikler aranırsa kelimeler tam yerlerinde ve mutlaka değerlerin mutlak ifadesinde kullanılır. Çünkü alan, “bilimsel araştırma” alanıdır, şüpheye, benzerliğe yer bırakmaz:
  • Bilimsel kişi “A” levhası ile “B” levhası arasında, örneğin, “A” levhasını incelemeye almışsa bu onun, bu levhaya “rağbeti değil”, “tercihi”, “seçimidir”.

 

Sayın Profesör, düşünce ve bilgi sistemini dikkatle ve tüm olasılıkları gözönünde bulundurmadan – halk deyimiyle- gelişi güzel  kullanmış, kavramları  birbirine karıştırmış.

VE…istemeyerek de olsa, halkımızı yanıltmış , Ön-Türklerin değeri olmadığı fikrini kafalara işlemiş bulunmakta…

KISACASI

  • Emperyalistlerin Psikolojik savaşına, hiç düşünmeden yardım etmiş
  • Çok üzüntü duyduk…
  • Biliyorsunuz, halkımız Profesör unvanına çok değer verir…O zaman Profesör, üstünlük duygusu ile ve “çalakalem” düşünmemelidir.

 

Halûk Tarcan    (CNRS)

 

(devam edecek)

 

 

 

 


COMMENTS

WORDPRESS: 0
DISQUS: 0