Hayat ve Gerçekliğe ait Kafa Açıcı 5 Film

SHARE:

1- Waking Life | Hayata Uyanmak, 2001 Farklı animasyon tekniğiyle de dikkat çeken yapım, insanın varoluşunun anlamı üzerine kafa yoran bir karakterin ...

1- Waking Life | Hayata Uyanmak, 2001

Farklı animasyon tekniğiyle de dikkat çeken yapım, insanın varoluşunun anlamı üzerine kafa yoran bir karakterin içsel yolculuğuna ortak ediyor bizleri.

2-SAMSARA, 2011

Kelime olarak ‘samsara’ Sanskritçeden bire bir çevrildiğinde doğanın sonsuz döngüsü anlamına geliyor. Film de doğum, ölüm, yaşam ve reenkarnasyonu konu edinmiş. Beş yılı aşkın bir sürede, yirmi beş ülkede çekilen Samsara, insanlığın kutsal saydığı topraklardan, endüstrileşmenin en yoğun yaşandığı alanlara kadar geniş bir coğrafyayı kapsıyor. İnsan deneyiminin ve maneviyatının kavranılmaz derinliklerini araştıran saf bir sinema deneyimi sunan film, dünyanın çeşitli yerlerindeki insan topluluklarının umut etme biçimleri kadar korkularının ve arzularının da benzer olduğunun altını çiziyor. Artık çok az filmde kullanılan analog 70mm film formatıyla çekilen film, insanlığı doğaya bağlayan yaşam döngüsünün görsel bir yansıması. Ne bir gezi güncesi, ne de bildiğimiz anlamda bir belgesel olan Samsara, kesinlikle büyük ekranda görülmesi gereken, duyularınızı harekete geçirecek eşsiz ve belki de ruhani bir sinema yolculuğu!


3-Loong Boonmee raleuk chat | Amcam Önceki Hayatlarını Hatırlıyor, 2010

Boonme Amca, böbrek yetmezliğinden ölmek üzeredir; taşradaki evine çekilmiş, son günlerini sevdikleri ve akrabalarıyla geçirmektedir. Bir akşam, yemek sofrasında, rahmetli karısıyla oğlunu görür. Boonme, ölmüş yakınlarıyla sohbetleri sayesinde öbür dünya hakkındaki sorularına yanıt bulabilecek midir? “Büyüyle örülmüş bir şaheser” sözleriyle övülen Amcam Önceki Hayatlarını Hatırlıyor, metafizik konuların yanı sıra ilkel inançlara ve yeniden doğuşa göndermeler yapsa da aslında şefkat hakkında. Altın Palmiye’yi kazanan bu ilk Tayland filmi, jüri başkanı Tim Burton’a göre “güzel, tuhaf bir rüya gibi”…

4- Under the Skin | Derinin Altında, 2013

“Biçim, doğru anlatıyı bulma çabasından yola çıkar. Bu filmin biçimine baktığınızda, gördüğünüz şey gerçekten de sıradan olmayan bir film.” Scarlett Johansson dünyaya erkek otostopçuları yakalamak için gönderilmiş bir uzaylıyı oynuyor. Ne kadar donuk ve buz gibi görünse de, dolgun kırmızı rujlu dudaklardan kürk mantosuna noir filmlerinden çıkma bir femme fatale’den çok farkı yok aslında. İskoçya’nın ıssız mahallelerinde araba süren bu seksi kadının neyin peşinde olduğu ya da kim olduğu hakkında bir fikrimiz yok. Kült filmleri ve videolarıyla tanıdığımız Jonathan Glazer uzun yıllar sonra gene tuhaf ve görselliğiyle zihin açıcı bir filmle karşımızda.

Halüsinatif ve rüya gibi sıfatlarını sonuna kadar hak eden film, sosyal gerçekçi bir arkaplanda oldukça tensel ve duyusal bir biçimde sizi yavaş yavaş içine çekiyor. Michel Faber’in aynı adlı kült romanından uyarlanan film, insan olmaya ve hissetmeye dair bir meditasyon adeta. Yarattığı etkiyle uzun bir süre derinizin altında kalacağı kesin!


5- Enter the Void | Boşluk, 2009

Gelmiş geçmiş en kışkırtıcı filmlerden biri olarak görülen acımasız Dönüş Yok!’un ardından çektiği bu ilk uzun metrajlı filmi, Gaspar Noé’nin tabiriyle “psikedelik bir melodram”. İlk gösterimi 2009 yılında Cannes’da yapılan Boşluk, transa benzer görsel üslubu ve birinci şahıs gözünden öznel anlatımıyla epey tartışma yarattı. Filmi, Tokyo’da küçük çaplı işler çeviren uyuşturucu satıcısı Oscar’ın gözünden izliyoruz. Oscar bir gece bir polis baskınında yakalanır ve vurulur. Ölüm döşeğinde, ruhu dünyadan ayrılmaya direnir ve kız kardeşi Linda’yı korumak üzere kızın peşine düşer.

6-


COMMENTS

WORDPRESS: 0
DISQUS: 0