En etkileyici 10 Sabit Sayı

En etkileyici 10 Sabit Sayı

SHARE:

1-) Yerçekimi Sabiti Kütleçekim sabiti yaklaşık 6,67×10ˉ¹¹ değerine sahiptir ve de G harfi ile gösterilir. Kütleçekimi kuvveti hesaplarına katıla...

1-) Yerçekimi Sabiti

Kütleçekim sabiti yaklaşık 6,67×10ˉ¹¹ değerine sahiptir ve de G harfi ile gösterilir.

Kütleçekimi kuvveti hesaplarına katılan fiziksel bir sabittir. Genellikle Sir Isaac Newton‘un evrensel gravitasyon yasasında ve de Albert Einstein‘in Genel görelilik kuramında karşımıza çıkar.

2- Işık Hızı

Işığın boşluktaki hızı, genellikle c ile gösterilir, fiziğin birçok bölümünde kullanılan önemli bir fiziksel sabittir. Kesin değeri 299 792 458 m/s’dir. (yaklaşık olarak 3.00×108 m/s). Metrenin uzunluğu bu sabitten ve uluslararası zaman standardından hesaplanmıştır. Özel göreceliliğe göre c, evrendeki bütün madde ve bilgilerin hareket edebileceği maximum hızdır. Bütün kütlesiz parçacıkların ve ilgili alanlardaki değişimlerin boşluktaki hareket hızıdır (ışık ve çekimsel dalgalar gibi elektromanyetik radyasyon dahil). Bu parçacıklar ve dalgalar gözlemcinin eylemsiz referans çerçevesi ya da kaynağın hareketi ne olursa olsun c’de hareket ederler. Görecelilik Teorisi’nde c, uzay- zaman arasındaki ilişkiyi kurar; aynı zamanda meşhur kütle-enerji eşdeğerliliği formülünde de gözükür. E = mc2

3- İdeal Gaz Sabiti

İdeal bir gazın basıncıyla (P) hacminin (V) çarpımının mutlak sıcaklığına (T) oranı (simgesi R). Kısaca gaz sabiti de denir. Bütün gazlar için geçerlidir ve değeri 8,31435 joule/kelvin-moldur. Gerçek gazlar PV=RT denklemine ancak basınçları sıfıra yaklaşırken uyarlar. Gaz sabiti, 1 kelvin sıcaklık derecesindeki 1 mol gazın moleküllerinin sahip olduğu çizgisel kinetik enerjinin üçte ikisine eşittir.

4- Mutlak Sıfır

Mutlak sıfır, bir maddenin moleküllerinin entropisinin minimum değerine ulaştığı teorik sıcaklıktır. 0 Kelvin, –273.15 °Celsius, 0 Rankine ve –459.67 ° Fahrenhayta eşittir.

Mutlak sıfır değeri −273.15°C veya 0 K olarak tanımlanır.

Teorik olarak mutlak sıfır sıcaklığına ulaşan (inen) bir maddenin iç enerjisi 0 (sıfır) olacağından daha fazla soğutmak mümkün değildir. Mutlak sıfırmoleküllerin durduğu (hareketlerinin çok küçük titreşimlere indirgendiği) noktadır. Mutlak sıfır hesabında ihmal edilen bu titreşimin sebebi sıfır noktası enerjisi denilen enerjidir ve bu enerji maddeden uzaklaştırılamaz. Mutlak sıfır maddelerin ısı basınç diyagramından hesaplanabilir. Örneğin suyun normal atmosfer basıncı altında su-buz su ve su-su buharı hallerindeki ısı basınç diyagramları çizilirse diygramdaki üç eğrinin de skalada mutlak sıfır değerinde birleşeceği görülür

5- Avogadro Sayısı

1811 yılında Avogadro, aynı sıcaklık ve basınç koşulları altında eşit hacimdeki gazların, türleri ne olursa olsun aynı sayıda molekül içereceğini keşfetti. Bu, atomların büyüklüğünü ve ağırlığını isabetli bir şekilde ölçmeyi sağlıyordu.

Herhangi bir maddedeki molekül sayısı ilk kez, Avusturyalı lise öğretmeni Johann Josef Loschmidt (1821–1895) tarafindan hesaplanmıştır. Loschmidt 1865 yılında, o zamanlar çok yeni olan kinetik moleküler teori yardımıyla, 1 cm³ gaz içerisinde normal sıcaklık ve basınç şartlarında yaklaşık 2.6×1019 molekül olduğunu hesaplamıştır. Bu değer Loschmidt sabiti olarak bilinir.

Daha sonra, herhangi bir maddedeki molekül sayısının hesaplanışı ile ilgili çeşitli yöntemler ortaya atılmıştır. Örneğin; Einstein, mikroskobik parçacıkların mükemmel koşullar altında (sabit sıcaklık ve basınç değerlerinde) dahi sürekli hareket halinde oluşunun sebebi olan, parçacıklar üzerinde sıvının kendi moleküllerinin uyguladığı şoklar konusunda matematiksel bir teoriyi ortaya atmıştır. Bu konudaki ilk deneysel kanıt Alman fizikçi Seddig tarafından yapılmıştır. Bundan sonra bu problemi ele alan iki bilim adamından Perrin (diğeri Svedberg’dır.) araştırmaları sonucunda Einstein’ın teorisinin deneyle mükemmel bir şekilde uyuştuğunu göstermiştir.
Jean Baptiste Jean Perrin (1926 Nobel adayı), Avogadro sayısı terimini 1909 yılında bir makalesinde kullanmış ve bu terimi ilk kez kullanan insan olmuştur

 

6- Boltzmann Sabiti

Boltzmann sabiti (k veya kB) enerji ile sıcaklık arasındaki ilişkiyi veren fiziksel bir katsayıdır. Gaz sabitinin Avogadro sayısına bölümü ile bulunabilir:

\ k = R/N_A

Entropi ile aynı birime sahip olup Avusturyalı fizikçi Ludwig Boltzmann’ın adını taşır.

Boltzmann sabiti k makroskopik ile mikroskopik fizik arasında bir köprü görevini görür. Makroskopik olarak, ideal gaz kanunu, ideal bir gazınbasıncı p ile hacminin V çarpımının, o gazın mol cinsinden miktarı n ile mutlak sıcaklığın T çarpımıyla orantılı olduğunu söyler.

 

7- Planck Sabiti

Planck sabiti (h), bir fizik sabitidir ve kuantum mekaniğindeki aksiyonum kuantumu için kullanılır. Planck sabiti daha önceleri birFotonun enerjisi (E) ile elektromanyetik dalgasının frekansı (ν) arasın bir orantı idi. Enerji ile frekans arasındaki bu ilişki Planck ilişkisiveya Planck formülü olarak adlandırılır.

Planck sabiti, kuantum kuramını bulanlardan biri olan, Max Planck’tan sonra adlandırıldı. Sabit 1900’da keşfedildi. Klasik istatistiksel mekanikte h ın değeri değel kendisinin olması gerekir.

8- The Schwarzschild Radius

Schwarzschild yarıçapı, her kütle ile ilişkilendirilen karakteristik bir yarıçaptır. Verilen bir kütle bu yarıçapa kadar sıkıştırılırsa bilinen hiçbir kuvvet onun uzay zaman tekilliğine çökmesini engelleyemez. Schwarzschild yarıçapı terimi fizikte ve astronomide özellikle de kütleçekim ve genel görelilik teorilerinde kullanılır.

Cisimlerin Schwarzschild yarıçapları kütleleriyle doğru orantılıdır. Buna göre Dünya’nın Schwarzschild yarıçapı sadece 9mm iken Güneş’inki yaklaşık olarak 3km’dir.

Bir cisim Schwarzschild yarıçapından daha küçükse kara delik olarak isimlendirilir. Dönmeyen bir cisim için Schwarzschild yarıçapında bulunan yüzey olay ufku işlevini görür. Neışık ne de diğer parçacıklar bu yüzey içerisindeki bölgeden kaçamaz bu yüzden bu cisimler karadelik olarak isimlendirilmiştir.

9- Chandrasekhar Limiti

Chandrasekhar limiti, Astrofizikte kararlı bir beyaz cücenin sahip olabileceği en büyük kütledir. Bu limiti ilk defa Wilhelm Anderson[1] ve E. C. Stoner[2] hesaplamış, ancak adını bu hesapları 1930 yılında (henüz 19 yaşındayken) daha hassas olarak yapan Hint-Amerikan astrofizikçi Subrahmanyan Chandrasekhar’dan almıştır.

Büyük bir yıldız patladığında, arkasında kalan ışık yaymayan ama başka ışınları yansıtabilen beyaz cüceler içindeki atomlar, muazzam kütleden dolayı sıkışırlar, bu sıkışma atom bazında, elektronların atom çekirdeğine yaklaşmasına neden olur. Yaklaştıkça elektronların teorik olarak ışık hızına yakın hızlarda hareket etmesi gerektiğinden görelilik kuramı kullanılması gerekir. Hint fizikçi Subrahmanyan Chandrasekhar 1930’da yaptığı çalışmalarında durumu Fermi Gazları üzerinde inceleyerek Elektronların çekirdeğe düşmesi noktasını tanımlamıştır. Teorik olarak bu nokta karadeliklerin mümkün olduğunu, elektronların çekirdeğe düşebileceği bir kütlenin tamamen kendi içine çöktüğünü ortaya çıkarmıştır.

10- The Hubble Constant

Hubble kanunu, fiziksel kozmolojide gözlemlere verilen isimdir: uzayın derinliklerinde gözlenen nesnelerin dünyadan uzak göreceli bir hızda yorumlanabilir bir Dopplerkaymasına sahip olduğu bulunur ve dünyanın gerisinde kalan çeşitli galaksilerin bu Doppler kaymasıyla ölçülen hızı yaklaşık birkaç yüz ışık yılı uzaklığındaki galaksiler için uzaklıklarıyla doğru orantılıdır. Bu normal olarak gözlemlenebilir evrenin uzaysal hacminin genişlemesinin doğrudan bir gözlemi olarak yorumlanır.

Yalnızca bu genişlemeden ötürü olan astronomik nesnelerin hareketi, Hubble akışı olarak bilinir. Hubble kanunu genişleyen uzay paradigması için gözlemlenebilen ilk temel olarak kabul edilir ve günümüzde Big Bang modelinin desteklenmesi için en çok atıfta bulunulan kanıtların parçalarından biri olarak hizmet etmektedir.Hubble kanunu’nun genişleyen uzay paradigması için gözlemlenebilir ilk temel olduğu bilinir ve bugün bu kanun Big Bang teorisi desteğine atfedilen birkaç parça kanıttan birine hizmet eder.


COMMENTS

WORDPRESS: 0
DISQUS: 0